3-4 Yaşındaki Çocuklarda Hayali Arkadaşlar

Çocuğunuz size yeni bir arkadaşından söz edebilir. Onunla nerede tanıştığını düşünürken birden bu "arkadaş"ın onun hayal gücü tarafından yaratıldığı¬nı anlayabilirsiniz. Çocuğunuzun normal olup olma¬dığı konusunda endişelenmeden önce şunu anlamalısınız: Gelişimin bu aşamasında, uzmanların ço¬ğu hayali bir oyun arkadaşının gayet normal ve hatta sağlıklı olduğuna inanıyor. Bir de şu yönden düşünün: Tamamen yeni bir ki¬şiliği oluşturmak çok yaratıcı bir davranıştır.

Roman ve senaryo yazarı gibi pek çok yetişkin bu kadar ça¬buk yeni karakterler yaratabilmek için bir gözlerini bile feda edebilirler. Bu yalnızca yaratıcılığın bir göstergesi değildir, aynı zamanda çocuğunuzun ar¬kadaşı, sağlıklı duygusal gelişme ve iletişim sağlaya¬bilir. Hayali oyunların katkılarını hayali arkadaş da sağlayabilir. Çocuğunuz hayali arkadaşı ile gerçek hayat senaryolarının provasını yapabilir. "Odanı temizlemelisin." ya da "Yemeğini dikkatli çiğne!" diye¬bilir veya kendi duygusal krizlerini hayali arkadaşı ile dile getirebilir: "Korkma. O köpek seni ısırmaz. O bir dost." Çocuğunuz bir alt benlik oluşturarak onu korur ve kendi özgüvenini arttırır ve pek çok durumda kendini daha güvende hisseder.
Bu hayali arkadaşın çok fazla zaman aldığını ya da aile aktivitelerini bozduğuna inanıyorsanız veya çocuğunuz bu görünmeyen arkadaşının her oyuna katılmasını istiyorsa bu ilişkiyi sınırlamanın zamanı gelmiş demektir. Gerçek arkadaşları ile oyun oyna¬masını sağlayın ve hayali arkadaşının onlara katıl-masını kısmen sınırlayın. Örneğin, "Yemekte bize katılabilir, ama bizimle oyun oynayamaz." gibi sınırlamalar deneyebilirsiniz. Büyük bir olasılıkla çocuğunuz hayali arkadaşın¬dan bir süre sonra vazgeçecektir. Çoğu çocuk tek bir hayali arkadaşı altı aydan daha uzun bir zaman sürdürmez. Öte yandan, çocuğunuz giyinmeyi red¬dettiğinde ya da okula gitmek istemediğinde bu ha¬yali arkadaşı bir araç olarak kullanabilirsiniz. Çocuğunuzun yarattığı bu hayali kabullenirseniz onu ba¬zı sorunlarla başa çıkmak için değerli bir yandaş olarak ele alabilirsiniz.

Gerçek ve Hayal Farkı
Çocuğunuz hayal dünyasına bir kere girdikten sonra onu aradan çıkarmak epey zor olabilir. Çünkü pek çok üç yaş çocuğu hayal ve gerçeği birbirinden ayırt edemeyebilir. Bütün bir günü bir köpekmiş gibi davranarak geçirebilir ve kendisine sanki o bir köpek¬miş gibi hitap edilmesi konusunda ısrar edebilir ve bu durum bir iki gün sürebilir. Bu yaştaki bir çocuğun hayal ve gerçeğe dair sorularda problem yaşaması oldukça sık rastlanan bir durumdur ve henüz onun bu farkı anlaması için zorlamaya gerek yoktur. Sadece onun henüz hayal ve gerçek arasındaki farkı göremediğini anlamalı ve bazı tuzaklara düşmemelisiniz. Örneğin, sinemaya gitmek gibi basit ve zararsız bir şey bile yüksek ses, karanlık ve normalden daha büyük görüntüler yüzünden çocuğunuzun aklını karıştırabilir. Çocuğunuza sinemaya gitmeyi teklif edecekseniz reddedilmeye hazırlıklı olun. Acele etmeyin, üç ay ya da altı ay sonra tek¬rar deneyebilirsiniz ya da kendisi sinemaya gitmek isteyene kadar bekleyebilirsiniz. Kısa bir süre son¬ra, örneğin, arkadaşlarının gördüğü son filmi duy¬duktan sonra merak edip korkusunu yenecektir.

Çocuğunuzun küçük ekranda gördüklerini sizin de görebilmeniz önemlidir. İçinde dinozorların ve canavarların olduğu, dramatik gerilimli televizyon programları okul öncesi çocukların kalbinde gerçek bir terör yaratabilir. (Yetişkinler için normal olan bir program çocuklar için korkutucu olabilir. Emin ola-madığınız durumlarda programı geçin.) En iyisi, böyle programlan bir iki yıl sonra seyretmeleridir. Böylece çocuğunuz televizyonda gördüğü canava¬rın gece odasında ortaya çıkmasından korkmadan, rahatça televizyon seyredebilir. Çocuğunuz uydurma oyunlarla o kadar ilgilenir ki oynarken sizin de cin veya cadı rolünü üstlenme¬nizi isteyebilir. Siz de zevkle kükreyerek çığlıklar atıp kendinizi rolünüze kaptırabilirsiniz. YAPMAYIN.

Büyük bir ihtimalle çocuğunuz, çıkardığınız seslerden ve mimiklerinizden korkacaktır ve siz de günün geride kalanını onu rahatlatmaya çalışarak geçir¬mek zorunda kalırsınız. Daha iyi bir çözüm de kor¬kunç karakter rolünü onun üstlenmesidir ve siz de korkan çocuk olursunuz. Çocuğunuz rollerin değiş¬mesinden ve ipleri elinde tutan taraf olmaktan do¬layı bir heyecan duyacaktır. Ayrıca yapacağınızı söylediğiniz şeylerde de dikkatli olmalısınız. "Mızmızlanmayı kesmezsen seni pencereden dışarı atarım." gibi bir cümleyi gerçek bir tehdit olarak algılayabilir. Ya kısa bir süreliğine korkar ya da size olan güvenini yitirip günlerce en¬dişe duyabilir. Dört, beş yaş civarı çocuğunuz hayal ve gerçeği ayırt etmeye başlar. Bunun yavaş yavaş gerçekleşti¬ğini göreceksiniz. Bir gün oyun sırasında Pinokyo olacaktır, ama yemek masasına oturduğunda, "Şim¬di tekrar ben oldum." diyecektir. Ama böyle olsa bi¬le kâbus veya korkunç bir olay gördüğünde ya da duyduğunda bunların gerçek olmadığına dair hâlâ sizin desteğinize ihtiyaç duyabilir.
Birlikte Harikalar Diyarına Gitmek
Bu yaştaki çocuklarla fazla zaman geçirmemişseniz, işiniz zor demektir. Okul öncesi yılarda zirveye çıkan hayal gücü içinizdeki yaratıcı taraf ile birleşe¬rek dünyayı farklı yönde görmenizi sağlayacaktır. Çocuğunuz uydurma senaryolar ürettiği zaman yeni bir dünya ile tanışacaksınız. (Zaten bu sürekli olan bir şey değil midir anne ve babalar için?) Birkaç ay önce, bütün oyunlarına sizin de katılmanızı isterdi, ama artık hayal dünyasını keşfetmek için daha faz¬la alana ve yalnızlığa ihtiyaç duyabilir. Sizin yardımı¬nızı ve hatta varlığınızı da istemeyebilir. Yalnız kalmak bu yaşlarda bir sorun olabilir. Ba¬zı çocuklar tuvalette yalnız olmayı isterler bazıları da oyun oynarken. Çocuğunuzun oyun oynarken yalnız kalmak istemesi iyidir, çünkü bir bağımsızlık göstergesidir. Ayrıca uzmanlar tekil oyunun çocu¬ğun hayal gücünü geliştirdiğini söylüyorlar. Bunun nedenini anlamak zor değildir. Çoğu yetişkin de tepelerinde bir dikilip onları izlerken iyi bir iş çıkartamazlar. Çocuklar da aileleri ya da bakıcılarının gö¬zetimi altındayken kendilerini özgür hissedemez ve diledikleri kadar ifade edemezler.

Çocuğunuza gereken yalnızlığı sağlamak için evin içinde küçük bir oyun alanı ayırmalısınız. Bu alanın çok büyük olması gerekmez. Bir odanın kö¬şesi ve eşyalarını koyabileceği bir raf veya çekmece yeterli olur. Yeter ki onun bir şeyler kırmaktan korkmayacağı ve rahatsız edilmeden oynayabileceği bir yer olsun.
Çocuğunuzun Oyununa Katılmak
Zaman zaman çocuğunuzun oyununa katılmak isteyebilirsiniz. Bazen de onun tek başına oynamak istemesinden memnuniyet duyabilirsiniz. Oyuna katılıp katılmayacağınıza, bırakın çocuğunuz karar versin. Sizden katılmanızı isterse katılın, ama oyunu yönetmeye kalkışmayın ve bilmişlik yapmayın; "Bu kadar yüksek yaparsan kulen devrilir." gibi cümle¬ler söylemeyin. Çocuğunuzun direktiflerini uygula¬yın ve onun liderlik yapmasına izin verin. Daha aktif bir rol üstlendiğinizde ise çocuğunu¬zun oyun deneyimlerini zenginleştirip geliştirecek yorumlarda bulunmaya özen gösterin. Örneğin, çocuğunuz doktor siz de hasta olursanız, neden ilacı¬nızı almanız gerektiğini ya da bandaj takmadan ön¬ce neden yaranızı yıkamanız gerektiğini sorun. Sıra¬dan, her gün yapılan şeylerin nedenlerini sorgula¬ması ve cevaplar bulması için onu cesaretlendirin.

Çocuğunuzun Tekrarlama Nedenlerini Anlamak
Çocuğunuz hayatının her evresinde, konuşurken, herhangi bir davranışta bulunurken ve önemlisi oyun oynarken tekrar etmeye bayılır. Örneğin, yaş günüymüş gibi davranıp ona hediye vermenizi ister. Sonra bir daha ister ve bu böyle sürer. İlk defasın¬da çok eğlenir, hatta 10. veya 20. defada daha da fazla eğlenebilir. Ama tekrarlamayı bu kadar sev¬mesinin ardında eğlenceden başka nedenler de vardır ve bu nedenler için sürekli tekrarlanması, katlanmaya değer. Bir şeyleri tekrarlamak onun olayları anlayış ve öğreniş tarzıdır. Yeni bir şey öğrenirken biz de aynı şeyi yaparız. O da iyice anlayana kadar tekrarlama¬yı sürdürür. Onun için her şey yeni olduğundan si¬ze önemsiz ve olağan gelen olayları tekrarlayacak¬tır. Milyonunca kez size çay isteyip istemediğinizi sorduğu zaman sizi delirtmeye çalışmadığını unutmamalısınız. Bu süreçten geçmek ona kendisini be¬cerikli, güvenli, kontrollü hissettirecektir.
Ben Olmak Nasıl Bir Şey?
Eskiden oynadığım oyuncaklar artık ilgimi çekmiyor, örneğin, şekil seçici. Ar¬tık uzayda gezen dev uzay gemileri yapmayı ya da küçük hayvancıklarıma çay partileri vermeyi seviyorum. Artık neredeyse hiç oyuncaklarımla oynamı¬yorum. Sadece aklımda oynuyorum. Başka insanlar veya yaratıklar oluyo¬rum. Bazen anne veya baba oluyorum ve manava gidiyorum ya da arkadaş¬larıma veya bebeklerime ne yapacaklarını söylüyorum. Patron olmayı seviyo¬rum. Bazen de prens veya prenses oluyorum, bu bana kendimi özel hissettiri¬yor. Ya da Batman ve Robin oluyorum, böylece kendimi güçlü ve cesur hisse-diyorum. Bir kahraman olmak ve kötü adamları yenmek çok eğlenceli. (Bir sopayı silah gibi kullanarak onlara vuruyorum, ama senin silahları sevmedi¬ğini biliyorum aslında.)

Bütün bir gün başka birisiymişim gibi yaparak geçirebilirim ve kızabilirim (ve kafam karışabilir). Benim aslında bir kovboy olduğumu göremiyor mu¬sun? Kendi kendime oynamayı seviyorum, o kadar eğleniyorum ki nerede ol¬duğumu bile unutuyorum. Kafamdaki şeyler etrafımdakilerden daha gerçek gibi geliyor bana. Diğer arkadaşlarımın da aynı şeyleri yaparak oyun oyna¬ması çok muhteşem. Bir araya geldiğimizde başkalarına anlatması çok zor oyunlar uydurabiliyoruz. Uzay canavarlarıyla nasıl savaşacağımızı veya nasıl kek yapacağımızı konuşarak epey zaman geçiriyoruz ve sonra da bunları ya-parak daha fazla zaman harcıyoruz. Bütün bir gün boyunca oyun oynayabi¬lirim ve genellikle böyle yapıyorum.

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar